Page 21 - lbu orijinal
P. 21

Asıl  amacı  ilahi  varlığa  ulaşmak  olan,
    evrensel  çağları  delen  Mevlâna...  Her  şeyde

    asıl  kaynağı  görür.  O  Allah’ı  tanımaya
    yönelmiş  bir  İslam  alimi,  bir  düşünürdür.
    Mevlâna’nın  âleme  ve  varlıklara  dikkatli  bir
    bakışı vardır. Bu yüzden hemen her şey onun

    şiirlerinde  konu  olmuştur.  Mevlâna  şiirlerini                                                              PANELİST
    özünden  ve  hissederek  söyler.  O,  dönemin

    edebi  geleneğinden  farklı  olarak  konuları
    serbest       bir     şekilde       işlemiş.       Farsça
    yazmasına  rağmen  şiirleri  Türk  zevkini  de
    yansıtmıştır.

              Mevlâna,  ölümü  ölüm  olarak  görmemiş
    sevgiliye  kavuşma  günü  olarak  görmüştür

    yani     ölüm      asıl     yaşamın,       kavuşmanın
    başlangıcıdır.  Bu  dünyayı  bir  durak  bir                                 ZİŞAN
    imtihan  yeri  olarak  görür.  Evreni  ve  kendini

    okumuştur .
          Yunus Emre’nin “Beni bende demen ben                              YÜZBAŞI
    ben  değilim  “  demesi  ,  Âşık  Daimi  ‘nin

    kendini  evrende  bir  zerre  görmesi  gibi  o  da
    kendini  evrende  küçük  bir  parça  olarak
    görmenin  yanında  evrende  insanı  insanda

    evreni görmüştür.

          Mevlâna’nın    edebiyatımızda    bu    kadar    sevilmesinin  nedenlerinden  birisi,

    anlatımındaki kuru öğreticiliği aşarak duygusal bir anlatımla tasavvufu öğretmesidir.
         Tasavvufun   orijinalinde  olan aşkı,  edebiyat  ile birleştirebilmiştir. Mevlana’nın
    yegane  ideali  aşka  koyulmak  ve  vuslata  ermektir.  Kendisi  aşktan  doğmuş  ve  aşkla

    yoğrulmuştur.
          Hakiki dilin ilahi aşkta yok olmakla mümkün olabildiğini söyler. “Aklın başarısızlığa
    uğradığı yerde aşk fetheder ;düşüncenin güçsüz olduğu yerde aşk tamamıyla başarılı

    olur. Akıl değil aşk sayesinde devam eder. “
          Mevlâna hakka aşık olup insanları bu yola toplarken ,davet ederken “ Ne olursan ol
    gel  “  demiştir.  Kimseyi  yargılamadan,  hepsini  yaratanın  hatırına  sayarak,  severek

    davranmıştır.
          Onun  hoşgörüsünü  anlamak,    İslam’ın  evrensel  oluşunu  anlamaktır.  Onda  onun
    görüşlerinde öyle bir takva öyle bir samimiyet yatar ki... Onun görüşleri görüş değil ,

    aslında gördükleridir . O, manyetik ve evrensel bir kişiliğe sahiptir.









                                                          19
   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26